TAVUĞUN BİYOLOJİSİ


Tavuğun Dış Yapısı

Tavuğun vücudu tüyler ve deri ile, bacakları ise pulcuklarla kaplıdır.
Baş:Tavuğun başında ibik, gözler, göz kapakları, kirpikler, kulaklar, kulakçıklar, sakal ve gaga bulunur. Gaga memelilerdeki alt ve üst çenenin fonksiyonlarına benzer alt ve üst olmak üzere iki kısımdan oluşur. İbik ve sakallar, kırmızı, yumuşak ve canlıdır. Kulaklar küçük tüylerle kaplı olup kulak yoluna açılır. Kulakçıklar tüysüzdür. Kulakçık rengi kırmızı veya beyaz olup bu bir ırk özelliğidir. Göz, koruyucu bir göz kapağına sahiptir.
Irk ve varyetenin kalıtsal özelliği olan farklı ibik tipleri vardır. Balta, gül, bezelye, yastık, çilek, ceviz, çatal ve düğün çiçeği gibi çeşitli ibik tipleri varsa da bunlardan ilk üçü yaygındır.
Kanatlar:Bir çift olup, memelilerdeki kol ve ellere karşılık gelir.
Ayaklar ve bacaklar: Tavuklarda ayak ve bacaklar pulcuklarla kaplı olup beyazdan siyaha kadar değişen bir renklilik görülür. But tüylerle kaplı olup yakından incelenmedikçe kolayca ayırt edilemez. Çoğu tavuklar 4 parmaklı olup az sayıda ırk 5 parmaklıdır.
Deri: Tavukta tüylerin koruyucu bir örtü oluşturması nedeniyle deri, ince ve yumuşak bir tabaka halindedir. Kanatlılarda derinin önemli bir özelliği ter bezleri ile yağ bezlerinin olmayışıdır. Kuyrukta bulunan yağ bezi, derinin tek salgı bezidir. Tavuk, gagası ile bu bezden salgılanan yağlı bir maddeyi tüylerine sürerek yayar. Bu madde ile yağlanan tüyler vücut ısısının muhafazasında rol oynar. Tavukta ter bezleri olmadığından, terleyerek su kaybetmeleri mümkün değildir.
Deri vücudun değişik bölgelerinde farklılaşarak bazı vücut kısımlarını oluşturmuştur. İbik, sakal, kulakçık, gaga, ayak ve bacaklardaki pulcuklar mahmuz ve tırnaklar derinin değişimi ile meydana gelmişlerdir. Tavuğun deri ve bacaklarının rengi, derinin epidermis ve dermis tabakalarındaki pigmentlerin kombinasyonuna bağlıdır. Bu deri tabakalarında bulunan ve siyah rengi meydana getiren “melanin” pigmenti ile sarı rengi meydana getiren “ksantofil’ pigmentlerinin farklı kombinasyonları ile oluşan deri rengi genotipik yapıya bağlıdır. Standart tavuk ırkları incelendiğinde deri renginin bir ırk özelliği olduğu görülür. Ancak, renk yoğunluğu rasyonun ksantofil kapsamından etkilenebilmektedir. Bu özelliklerden yararlanarak ticari broyler civcivlerinin elde edilmesinde sarı veya beyaz deri ve bacak rengi için seleksiyon uygulanmakta veya bu renkleri sağlayan hatlar kullanılmaktadır.
Tüyler: Kanatlılar diğer omurgalılardan farklı olarak, ayak ile bacakları pulcuklarla kaplı olmak üzere vücutları tüylerle örtülmüştür. Tüyler keratin denen protein yapısındadırlar. Tüyler ergin hayvanlarda kısmen dökülür, yerine yenileri çıkar ve verim yılı sonunda da tavuklar tam bir tüy dökümüne girerler. Kanatlılardaki tüy örtüsünün yılda bir kez yenilenmesi sürü için önemli bir fizyolojik yük oluşturur. Tüyler yaş ve cinsiyete bağlı olarak aç karnına canlı ağırlığın %4.98’ini oluştururlar. Yaşlı hayanlar ve erkeklerde tüy yüzdesi daha düşüktür. Tüyler hayvanı çevrenin etkilerine karşı korur, vücut ısısının muhafazasına yardım eder, uçma için gereklidirler ve diğer hayvanlardaki derinin bazı fonksiyonlarını yaparlar.
Kanatlıların vücutlarında her birinin özel fonksiyonları olan 4 tip tüy vardır:
  • Kanat ve kuyrukta bulunan iri ve sert tüyler.
  • Kanat ve vücudu kaplayan (kalın sert) örtü tüyleri.
  • Vücudu kaplayan yumuşak ve kabarık görünümlü örtü tüyleri (inci tüyler).
  • Biyolojik olarak gelişmemiş olan kıla benzeyen ince tüyler (Bu tüyler, temizleme sırasında karkas üzerinde kalabilen tüylerdir).
Yumurtadan yeni çıkan civcivlerin vücutları, kuyruk ve kanat uçları hariç, ana tüyleri ile kaplıdır. Daha sonra bu tüyler ve bir tüy ekseni gelişir. Bir kaç gün içinde tüy ekseni ve tüy gövdesi görünür. Civcivler 4-5 haftalık olunca tam olarak tüylenir. Bu ilk tüyler sonra dökülür ve 8 haftalık yaşa kadar da ikinci tüy örtüsü çıkmış olur. Üçüncü tüy örtüsü, cinsi olgunluktan hemen önce tamamlanmış olur ve bu ilk ergin tüylenmedir.
İskelet Sistemi

Tavuğun iskeleti, vücudu ayakta tutma ve kasları bağlama görevini görür. Göğüs kafesi, bazı hayati organları korur. Dikkatlice incelendiğinde memelilerin iskeletinde bulunan kemiklerini tavukların iskeletinde de bulunduğu görülür. Ancak bazı kemikler uzamış veya kaynaşmıştır.
Kanatlıların iskelet yapısı, üstün bir manevra kabiliyetine, yerde yürürken çok süratli gidebilmesine ve uçma kabiliyetine uygundur.
Hem kuvvetli hem de hafif olan kanatlıların iskeletinde görülen en önemli farklılıklar şunlardır:
  • Daha az kemik oranı.
  • Çok sayıda kaynaşmış kemiklerin bulunması.
  • Kemiklerin mineral kapsamının daha yüksek olması.
  • İçi ilik yerine hava ile dolu kemiklerin (pneumatic) bulunması.
Kanatlılarda bazı kemikler ve yumurta kemiklerinde, değişen miktarlarda yumuşak, süngerimsi medulla tabakası bulunmaktadır. Yumurta kabuğunun oluşumunda ihtiyaç duyulan kalsiyumun çoğu tüketilen kalsiyumdan karşılanırsa da, yemlerle kalsiyum tüketiminin düşük olduğu veya yetersiz kaldığı durumda medulla tabakası da kullanılır. Yumurta kabuğunun oluşumunda medulla tabakasının depo kapasitesi, yumurta verim hızına ve yumurta verim döneminin uzunluğuna bağlı olarak oldukça değişkendir. Ergin tavuklarda kemiklerin yaklaşık %12’si, kaburgalarda ise toplam kemiğin %30’u medulla tabakasından ibarettir. Piliçler cinsi olgunluk dönemine geldiklerinde ilk yumurtanın oluşumundan yaklaşık 10 gün önce medulla tabakası depolanmaya başlar. Evcil tavuklarda iskelette depolanan kalsiyum ancak birkaç yumurta kabuğunun oluşması için yeterlidir. Tavuklar düşük kalsiyum kapsayan yemlerle beslendiklerinde, 6 yumurtadan sonra toplam iskelet kalsiyumunun %40 kaybedilmektedir. Bu nedenle verim döneminde ticari veya damızlık yumurta tavuklarında rasyonun kalsiyum düzeyi çok önemlidir.
Şekil 3. Tavuğun iskeleti 39
Kas Sistemi

Kas sistemi, iskelet sistemi ile yakından ilişkilidir. Çünkü kaslar, kuvvet ve hareket kaynağı durumundadırlar ve bu fonksiyonları için de iskelete bağlanmak zorundadırlar. Bütün kaslar çift olarak çalışırlar. Birisi hareket sağlamak için kasılırken, diğeri gevşeme hareketini sağlar. Kas sistemi vücutta istemli ve istemsiz bütün hareketlerden sorumludur.
Üç tip kas vardır;
  • Kan damarlarında, bağırsaklarda ve istem dışı hareket gösteren diğer organlarda bulunan düz kaslar.
  • Kalpte bulunan kardiak kasiari.
  • İskelet kasları.
İskelet kasları, istemli hareket etme yeteneğinde olup, karkasta yenilebilir kısmın çoğunu oluştururlar. Göğüs, but veya bacak kasları tavuk vücudundaki en önemli kas sistemleridir. Kanatları hareket ettiren kasiar, uçmayı sağlarlar. Aynı zamanda karın boşluğundaki hayati organları koruyan göğüs kemiğine bağlanmışlardır. Uçmayı sağlayan bu kaslar, bazı kanatlılarda çok iyi gelişmiştir.
Sindirim Sistemi

Tavuklarda sindirim gaga ve ağızla başlar, yemek borusu, kursak, ön veya bezel mide, taşlık veya kaslı mide, on iki parmak bağırsağı, ince bağırsak ile devam eder, kloak ve geri ile son bulur. Ayrıca pankreas, karaciğer ve safra salgılayan safra kesesinin sindirim olaylarında önemli rolleri vardır.
Ağız: Tavuklarda dudak, yumuşak damak, yanak ve diş bulunmaz. Dudak ve dişlerin fonksiyonunu alt, üst gaga ve kaslı mide ile yerine getirilir. Tükürük bezlerince salgılanan tükürük, ağızda kayganlık oluşturmada ve alınan yemlerin ıslatılıp yumuşatılarak daha kolay aşağı inmesinde etkinliği vardır.
Yemek borusu: Alınan yemlerin ağızdan ön mideye akışında rol oynayan tüp veya boru şeklinde bir organdır.
Kursak: Yemek borusunun genişlemesiyle oluşmuş torba şeklinde bir organdır. Asıl fonksiyonu yemlerin depolanması, ıslatılması ve yumuşatıl masıdır.
Ön mide (Bezel mide): Yemek borusunun genişlemesiyle oluşmuş olup gerçek mide olarak ta bilinir. Ön midede besinler kısa bir süre depolanır. On midede gastrik özsu salgılanır. Bu salgıda proteinlerin sindirimini başlatan pepsin enzimi vardır. Ayrıca glandular hücreler tarafından salgılanan hidroklorik asit PH’ şı ayarlar ve minerallerin çözülmesine yardım eder.
Taşlık (Kaslı mide): Oval şekilli bir organdır. Taşlıkta bir çift kalın ve kuvvetli kas vardır. Bu kasların kontraksiyonları ile yemlerin parçalanması ve öğütülmesi sağlanır. Bu fiziksel parçalanmada, yemlerle alınan küçük kum, taş ve kireç taşı parçacıklarının da çok önemli rolü vardır. Alınan yem parçacıklarının durumuna göre yemler taşlıkta birkaç dakika veya bir kaç saat kalabilirler.
1. Gaga; 2. Dil; 3. Yemek borusu; 4. Kursak; 5. On mide; 6. Taşlık; 7. Onikiparmak bağırsağı; 8. İnce bağırsak. 9. Kalın bağırsak; 10. Kloak; 11. Kör bağırsak; 12. Karaciğer; 13. Safra kesesi; 14. Pankreas.
Şekil 4. Tavuğun sindirim kanalı 41
On iki parmak bağırsağı ve ince bağırsak: İnce bağırsağın başlangıcı on iki parmak (duedonum) bağırsağını oluşturur. Pankreastan salgılanan pankreas suyu ve safra kesesinden salgılanan safra, duedenuma boşaltılır. Ayrıca ince bağırsakta salgılanan enzimler de protein ve şekerlerin sindirimine yardımcı olur. Yemlerin sindirim ve emilmesi esas olarak ince bağırsakta olur.
Kör bağırsak: ince ve kalın bağırsakların birleştiği yerde çatal şeklinde sağa ve sola uzanan kese veya torba şeklinde iki oluşumdan ibarettir. Kör denmesinin nedeni bir uçlarının kapalı olmasındandır. Bu iki kesenin her biri yaklaşık 10-15 cm uzunluğundadır. Kör bağırsağın fonksiyonu tam olarak bilinmemektedir. Sindirimde az etkili olan bu organ, emilme işleminde, karbonhidrat ve protein sindiriminde etkin olup bu işlevini bazı bakteriyel faaliyetlerle gerçekleştirmektedir.
Kalın bağırsak: Kalın bağırsak, tavuklarda kısa bir rektumdur. Ergin tavukta yaklaşık 7.5-10 cm uzunluğunda ve ince bağırsağın iki misli çapındadır. Kalın bağırsak, sindirilmiş besin maddeleri artıklarının depolanması, vücut hücrelerinin su içeriğinin arttırılması, vücuttaki su dengesinin sağlanması için bağırsaktan suyun emilmesinden sorumludur.
Kloak: Kalın bağırsağın geri veya anüse doğru genişlemesinden meydana gelir. Kloak, vücutta sindirim, boşaltım ve üreme kanallarının açıldığı ortak bir kanaldır. Geri veya anüs ise, kloakın dışa açılma yeridir.
Sindirimle ilgili diğer organlar: Pankreas, karaciğer ve safra kesesi, sindirimle ilgili diğer organlar olarak bilinmektedir. Pankreas bezi nişasta, yağ ve proteinlerin sindiriminde rol oynayan beş güçlü enzimi kapsayan pankreas suyunu salgılar. Karaciğer ise safra asitlerini ihtiva eden ve yağların sindiriminde rol oynayan safrayı salgılar.
Karaciğerde oluşturulan safra iki safra kanalı ile on iki parmak bağırsağının alt ucuna boşaltılır. Bu iki kanaldan sağ taraftaki safra kesesini oluşturmak üzere genişlemiştir. Safra burada geçici olarak depolanmaktadır. Alkali özellikli safra, enzimatik sindirim reaksiyonlarının meydana gelmesi için uygun bir ortam sağlamakta ve ön mideden salgılanan hidroklorik asidi nötralize etmektedir.
Sinir Sistemi

Sinir sistemi vücudun fonksiyonlarını bütünleştiren, tamamlayan bir sistemdir. Tavuklarda yem tüketimi, su tüketimi, hipofiz bezinin ön lobundaki sekresyonların düzenlenmesi, saldırganlık ve cinsel davranımlar gibi fonksiyonlarla ilgili olan hypothalamus, birçok memelide olduğu gibi oldukça gelişmiştir. Yine tavuklarda iyi bir görme duygusu sağlayan beynin optik lobları iyi gelişmiştir. Tavuklarda gözler, memelilere nazaran başın önemli bir kısmını kaplar. Tavuklar renkleri ve çevrelerindeki şekil ve büyüklük bakımından farklılıkları tam olarak ayırt edebilirler. İşitme iyi gelişmiştir, ana tavuk ile civcivleri arasında çıkarılan seslerin bir haberleşme şekli olduğu kabul edilmektedir. Tavuklarda koku alma duygusu iyi gelişmemiştir. Kokuya ait davranım tepkilerinin gösterilmesi, gözlenmesi zordur. Ancak tavukların belirli tat veya lezzetler arasında ayırım yapabilme kabiliyetleri de vardır. Kanatlıların birçok şartlı refleksleri öğrenme kabiliyetleri de olduğu kabul edilir.
Boşaltım Sistemi

Vücutta, metabolizma sonucu oluşan artık ürünlerin atılmasını sağlayan boşaltım sistemi, sindirim sistemi ile yakından ilişkilidir. Su ve metabolik artıkların boşaltımı büyük ölçüde böbreklerle olur. Kanatlılarda boşaltım sistemi, bir çift böbrek ve her böbrekten çıkan idrarı kloaka taşıyan üreterlerden ibarettir. Kanatlılarda böbrekler nispi olarak büyük, uzamış, karın boşluğunun üstünde, karaciğerin alt kısmında ve sırta yapışık olarak bulunur. Her böbrek üç lobdan ibarettir ve nefron denen küçük borulardan oluşur. Böbreğin asıl fonksiyonel kısmı bu borulardır. Bu toplama boruları üreterler veya idrar yollarında birleşirler. Hücreler ve kan proteinleri nefronlara geçerken kandan süzülürler. Kullanılmayan artık maddeler idrarla dışarı atılırken su ve vücutta kullanılacak maddeler absorbe edilir. Böbrekler vücudun asit-baz dengesinin düzenlenmesinde ve vücut sıvısındaki ozmotik dengenin devam ettirilmesinde önemli rol oynamaktadırlar.
Kanatlılarda sidik torbası bulunmaz. Bu nedenle memelilerdeki gibi idrar sıvı olarak dışarı atılmamaktadır. Karaciğer, protein metabolizması artık ürünlerini, kan yoluyla böbreklere taşınan ürik aside dönüştürür. Suda çözünmeyen bu artık ürün kılcal kan damarları vasıtasıyla böbreğe gelir. Bu idrarın bir kısmı böbreklerden üreterler kanalıyla suyun yeniden absorbe edildiği kalın bağırsağa geçer. Kloaka gelen idrar, kalın bağırsaktan atılan fecal dışkı ile karışır. Kanatlılardaki dışkının beyaz rengi suda çözünmeyen ve idrardan çökelen ürik asit nedeniyledir.
Şekil 5. Tavuğun boşaltım sistemi 44
İç Salgı Sistemi

İç salgı sistemi vücutta belirli hormonları salgılayan birçok bezden oluşur. Tiroitler, paratiroitler, testisler, ovaryum, hipofiz (pituitary), hipotalamus, epifiz, adrenaller (böbrek üstü bezleri), pankreas ve timus vücutta hormon salgılayan bezler olarak bilinmektedir. tiroit bezleri, vücutta metabolizma hızını, büyümeyi, tüy gelişimini ve rengini etkileyen tiroksin hormonunu salgılarlar. İki çift olan paratiroit bezleri tiroitlere yakın ve çok küçük iki bezden ibarettir. Bu bezlerin salgıladığı hormonların fonksiyonu özellikle kalsiyum ve fosfor metabolizmasının düzenlenmesindedir.
Erkek üreme organı olan testislerden, tüy tipi, ibik iriliği ve ötme gibi erkek sekonder karakterlerini oluşturan ve androgenler olarak bilinen hormonlar salgılanır. Dişi cinsiyet hormonları olan östrogenler, yumurtalık tarafından sağlanırlar. Östrogenler, yumurta verimini içine alan üremeyle ilgili primer cinsiyet fonksiyonları kadar, dişi sekonder cinsiyet karakterlerinin oluşumunda da etkilidir. Östrogenler yağ depolamayı etkiler, medulla tabakasından kalsiyum alınmasını artırır ve ovulasyonu hızlandırır.
Hipofiz bezi beynin alt kısmında yerleşmiştir. Hipofiz bezinin salgıladığı hormonlar büyüme, gelişme, metabolizma, kan basıncı ile su dengesinin düzenlenmesinde cinsel aktivite, gurk olma ve yumurta yumurtlamada etkilidir.
Adrenaller, böbreklerin ön kısmında lokalize olmuşlardır, sarımtırak renkte ve oval şekilli olup oldukça küçüktürler. Bu bezler karbonhidrat ve mineral (sodyum ve potasyum) metabolizmasını, kan basıncını, metabolik hızı ve cinsiyet bezlerinin aktivitesini düzenleyen adrenalin hormonu. salgılarlar. Timus bezleri boynun her iki yanında yağ dokusu içerisinde bulunurlar. Timus bezlerinin, büyüme üzerinde etkisi olduğu ve özellikle yeterli fiziksel büyüklüğe ulaşıncaya kadar cinsiyet organlarının gelişmesini baskı altında tuttukları kabul edilir.
Tavukta Endokrin Sistemi şekil 6 46
Solunum Sistemi

Tavuklarda solunum sistemi; burun delikleri, burun boşlukları, gırtlak, nefes borusu, ses kutusu, bronşlar, akciğerler, hava keseleri ve içi hava dolu bazı kemiklerden oluşur. Burun boşlukları çoğu kanatlılarda bir septumla ayrılır ve her iki boşlukta ağıza açılır. Solunum sisteminin bundan sonraki kısmı gırtlaktır. Yemler yemek borusuna geçerken, nefes borusuna geçişi önleyen gırtlak kapağı kapanır. Nefes borusu alt alta dizilmiş kıkırdak halkalardan oluşmuştur. Nefes borusunun iki ana bronşa ayrıldığı yerde, kanatlılarda ses organı olan ses kutusu bulunur. Akciğerler göğüs boşluğunun üst kısmında yerleşmiş kaburgalara sıkıca bağlanmıştır. Ana branşlar, aynı zamanda akciğerleri geçerek karın (abnominal) hava keselerine ulaşırlar. Akciğerler ana bronştan çıkan ikinci derecedeki bronşlarla hava keselerine bağlanırlar. Hava keseleri akciğerlerin dışında ve vücut boşluğundadır. Tavuklarda dördü çift ve birisi tek almak üzere 9 hava kesesi vardır. Yine bu hava keselerinin beşi önde dördü arkadadır. Kanatlılarda solunum sisteminin fonksiyonu sadece kandaki oksijen ve karbondioksit değişimi olmayıp aynı zamanda hava keseleri yoluyla, akciğerlerin buharlaşma yüzeyini artırarak daha fazla suyun buharlaşmasını sağlamaktır. Böylece vücuttan fazla s n
atılması temin edilir.
Dolaşım Sistemi

Dolaşım sistemi, kan, kalp, atardamarlar, toplar damarlar ve kapilerler gibi beş ana bölüm altında incelenir. Ayrıca karın boşluğunda ve taşlığın yakınında bulunan dalakta alyuvarlar ve akyuvarların yapılabildiği ve alyuvarlar için bir rezerv olarak rol oynayabildiğinden kan dolaşım sistemi ile ilgilidir. Kan miktarı 1-2 haftalık civcivlerde vücut ağırlığının %8’ini oluştururken, bu oran ergin tavuklarda %6 kadardır. Kanın %75’i su ve %25’i kuru maddedir. Alyuvarlar, akciğerlerden vücut hücrelerine oksijen, atılmak üzere de hücrelerden akciğerlere karbondioksit taşınmasını Sağlar. Akyuvarlar, alyuvarlara nazaran daha büyüktür ve daha az sayıdadırlar. Alyuvarların sayıları hastalığa karşı vücut savunmasında artar. Kanatlılarda
kalp, yüksek derecedeki solunum ihtiyacı ile yakından ilişkilidir. Kalp, kanatlılarda memelilere nazaran oransal olarak daha büyüktür. Metabolizma faaliyetlerinde yeterli oksijen ve karbondioksit değişimlerinin sağlanmasında akciğerlere sirkülasyona imkan veren 2 karıncık ve 2 kulakçıktan oluşmuş ve 4 bölmelidir. Kalp atışları da diğer hayvanlara göre daha yüksektir ve birim zamanda pompalanan kan fazladır. Küçük kanatlılarda kalp atış hızı
dakikada 400-500 iken tavuklarda 250-300 kadardır. Günlük civcivlerin yere düşürülmesi halinde kalp atış hızının 300’den 560’a çıktığı görülmüştür. Kanatlılarda stres şartlarında kalp atış hızı 1000’e kadar çıkabilmektedir.
Kan dolaşımı iki sistemden ibarettir. Birinci sistem kanı oksijenlendirme sistemidir. Bu sistem, kanı alyuvarlarca oksijenin alındığı ve karbondioksitin verildiği akciğerlere taşır. Oksijenlenmiş kan kalbe döner. Bu sistem akciğer sirkülasyonu olarak bilinir. İkinci sistemde, oksijenlenmiş kan, vücut dokularına dağıtılır. Buralarda oksijen harcanır ve karbondiokside
dönüştürülür. Bu karbondioksit sonra kan yoluyla kalbe döner ve sonra da birinci sisteme geçer.
Üreme Sistemi

Horozlarda üreme sistemi testisler, spermayı nakleden vasdeferens denen bir çift kanal ile papillalar ve çiftleşme organından ibarettir. Testisler vücut boşluğunun sırt tarafında böbreklerin üst ve ön tarafına yerleşmiş,diğer çiftlik hayvanlarından farklı olarak testis torbası içerisinde değildirler. Elipsoit şeklinde açık sarı renktedirler.
Ancak dış yüzeylerinde dallanmış çok sayıda kan damarları nedeniyle kırmızımtırak bir görünümleri vardır.
Tavuklarda üreme sistemi yumurtalık, yumurta kanalı ile kloak ve bunun dıştan görünen kısmı olan geriden ibarettir. Yumurtalıklar bir çift olup, böbreklerin önü, akciğerlerin arkası ve vücut boşluğunun sırt tarafında yerleşmişlerdir. Embriyonun ilk gelişimi safhasında sağlı sollu iki yumurtalık ve yumurta kanalı gelişir. Ancak daha sonra sağ kısım körelir ve civciv kuluçkadan çıktığında sadece sol yumurtalık ve yumurta kanalı fonksiyoneldir. Yumurta verimi henüz başlamadan, yumurtalık içinde oosit ihtiva eden küçük foliküller yığınıdır. Bazıları görünebilecek büyüklükte olup diğerleri mikroskobik yapıdadır.
Tavuğun yumurta kanalı karın boşluğunun sol tarafında bulunur. Karın boşluğunun önemli bir kısmını kaplar ve horozlardaki vasdeferenslere tekabül eder. Yumurta kanalı, sarının geçtiği ve yumurtanın diğer kısımlarının salgılandığı kıvrımlı ve uzun bir kanal (boru) şeklindedir.
Yumurta kanalı belirgin bir şekilde farklılaşmış beş ayrı bölgeye ayrılır.
  • Serbest bırakılan yumurtayı yakalayan yumurta kanalı ağzı (infundibulum).
  • Yumurta akının salgılandığı magnum.
  • Kabuk altı zarlarının salgılandığı istmus.
  • Yumurta kabuğunun oluştuğu uterus.
  • Kloaka bir geçit olan vagina.
Şekil 7. Horozda üreme sistemi. 49
Yumurtanın Oluşumu
Ovulasyon

Her ovum, gelişmesi için kan yoluyla besin maddeleri sağlayan bir folükül sapı ile yumurtalığa tutunmuş ve foliküler membran denen bir zarla sarılmıştır. Sarının orta bölümünde dar bir şerit halinde stigma denilen damarsız bir bölüm görülür.
Yumurtalığa bağlı bir ovum olgunlaştığında yumurtalıkta salgılanan progesteron hormonu, LH hormonu salgılanmasına neden olan hypothalamusu uyarır. LH hormonu da yumurtalıktan ovumun serbest bırakılması için olgun folikülün stigma yerinden kopmasına veya folikülün yırtılmasına neden olur. Böylece ovum yumurtalıktan serbest bırakılır. İşte yumurtalıktan, tam büyüklüğüne erişen bir ovum veya yumurta sarısının serbest bırakılması olayı ovulasyon olarak bilinir. Yumurta sarısı daha sonra vitellin zarı ile sarılır.
İnfumdibulumdan Geçiş

Ovulasyondan sonra vücut boşluğuna düşen ovum yumurta kanalının ilk kısmı olan huni şeklindeki infundibulumda yakalanır. Ovum burada 10-20 dakika kaldıktan sonra ardarda seri kontraksiyonlarla yumurta kanalında ilerlemeye zorlanır. Döllenmenin meydana geldiği yer infundubulumdur. Yumurta, infundubulumu geçtikten ve sarı üzerine ak tabakaları oluşmaya başladıktan sonra artık yumurtanın döllenmesi mümkün değildir.
Magnumdan Geçiş

Magnum yaklaşık 33 cm ile yumurta kanalının en uzun kısmıdır. Yumurtanın magnumdan geçmesi yaklaşık üç saat alır. Yumurta akının önemli bir kısmı magnum da oluşturulur. Bir yumurtanın akı dört ayrı tabakadan oluşur. içten dışa doğru bu tabakalar ve yüzdesi şöyledir.
  • Sarıyı saran (çok ince bir koyu ak) şalaz tabakası %2.7
  • İç sulu ak %17.3
  • Koyu ak %57
  • Dış sulu ak %23
Akın (albumin) önemli kısmı magnumda meydana getirilir. Ancak albuminin dış sulu ak kısmı uterusta salgılanan sıvı albumin veya sulu uterin sıvısı daha önce isthmusta oluşan kabuk altı zarlarından geçerek yumurta içine girer ve albuminin dış sulu ak kısmının oluşumu burada tamamlanmış olur.
Şekil 8. Tavuğun ovaryum ve yumurta kanalı 51
1. Folikül içinde ovum ve sarı; 2. Folikül sapı; 3. Stigma; 4.Infindibulum; 5. Magnum; 6. ıstmus;7. Uterus; 8. Vagina; 9. Kloak.
Kabuk Altı Zarlarının Oluşumu

Kabuk altı zarları isthmusta yumurtaya eklenir. Zarlar ağ şeklinde örülmüş protein liflerinden oluşur ve kağıt gibi ince yapılıdır. Önce kabuk iç zarı ve daha sonra kabuk dış zarı oluşur. Kabuk zarları hava ve suyu geçirme özelliğine sahiptirler. Ancak bakteri gibi organizmaların geçişlerine engel olurlar. Ayrıca yumurta içeriğinin hızlı nem kaybını önlerler.
Hava Boşluğunun Oluşması

Yumurta yumurtlanmadan önce iç ve dış kabuk altı zarları birbirine yap ışıktır. Yumurtlandıktan sonra yumurtanın soğumasıyla küt tarafta bu iki zar birbirinden ayrılarak hava boşluğu (odacığı) oluşur. Yumurta soğudukça ve su kaybı arttıkça veya yumurta bayatladıkça hava boşluğu da büyür.
Uterustan Geçiş ve Yumurta Kabuğunun Oluşması

Uterus, kabuk bezi olarak ta bilinir. Yumurta tavuklarında yaklaşık 10- 13 cm uzunluğundadır. Yumurta kabuğunun oluştuğu yerdir. Yumurta, kanalında 18-20 saat ile en uzun süre burada kalır. Dış sulu ak, uterusta osmoz yoluyla su ve tuz ilave edilerek oluşturulur.
Yumurta kabuğunun, tamamına yakını (%94) CaCO3 tan oluşur. İçte kabuğu saran kabuk altı zarları ne kadar kalın olursa, kabuk o kadar sert ve dayanıklı olmaktadır. Kabuğun dış yüzeyi kütikül denen ince bir tabaka ile örtülmüştür. Organik bir materyal olan kütikül, gözenekleri kapatır ve buharlaşmanın azaltılması ile içeriye bakterilerin girişinin önlenmesi bakımından önemlidir. Ancak bulaşma tam olarak engellenemez. Kütikül, yüksek oranda su ihtiva eder. Kütikül, yumurtanın yumurtlanması sırasında yapışkan özellikte, kaygan parlak bir maddedir. Yumurta yumurtlandıktan sonra, soğumayla bu madde kurur. Yumurtanın yıkanmasıyla tamamen yok olur. Bu tabakanın kalkmasıyla yumurta içine gözenekler vasıtasıyla geçiş kolaylaşmaktadır. Gaz ve nem alışverişini sağlayan bu gözeneklerin sayısı bir yumurtada 8000’e kadar çıkar.
Yumurta kabuğunun kalsifikasyonu, yumurta uterusa girmeden önce başlar. Yumurta henüz isthmusu terketmeden önce dış kabuk zarı üzerinde küçük kalsiyum zerrecikleri görülür. Kabuğa kalsiyum depolama hızı, yumurtanın uterustaki ilk 3 saatinde yavaştır, sonra süratle artar. Yumurta kabuğunun oluşturulması uterusta kalsiyum iyonlarının ve kan metobolik CO2 konsantrasyonunun yeterli düzeyde olmasına bağlıdır.
Vaginadan Geçiş

Yumurta kanalının uterustan sonraki bölümü vaginadır. Verim dönemindeki bir tavukta 12 cm uzunluğundadır. Vaginanın yumurta oluşumunda herhangi bir fonksiyonu yoktur. Yumurta vaginada birkaç dakika kalabilir ve kabukta gözenekleri örten bloom veya kütikül olarak bilinen bir materyalle kaplanır.

Kloaktan Geçiş ve Yumurtlama
Yumurtlama öncesi yumurta kloakta bir kaç saat kalabilir. Normal oluşmuş yumurta, yumurta kanalı boyunca sivri uç önde olacak şekilde ilerler ve yumurtlama öncesi yön değiştirerek küt uç öne geçer. Yumurtlama anında yumurtanın küt ucu öndedir. Yumurtanın küt ucunun önce gelmesi, yumurtlanma işleminden önce tazyik yapılan uterus kaslarında daha fazla yüzey alanı sağlar. Yerçekiminden daha fazla etkilenir, kontraksiyonlarla yumurtanın geriye kayması önlenir ve yumurtanın kolayca yumurtlanması gerçekleştirilir