TAVUKÇULUKTA GENETİK VE ISLAH


Genetik, kalıtımın esaslarını inceleyen bir bilimdir. Diğer bir ifadeyle döllerin ebeveynlere benzerliği, bu bilimin konusunu teşkil eder. Şüphesiz döller bazı bakımlardan ebeveynlerine benzerlerse de bazı yönlerden benzemezler. Genetikçiler kanatlılarla ilgili belirli karakterlerin kalıtımlarının esasları ile bunların tabi olduğu genetik kuralları belirlemişlerdir. Bu kural veya yöntemler kullanılarak mevcut tavuk ırkları ıslah edilmiş ve yeni hatlar geliştirilmiştir. Bu yeni ve daha yüksek verimli hatlar genetik biliminin uygulanmasıyla elde edilmekle beraber, sürü yönetiminin iyileştirilmesi de burada önemli bir rol oynamıştır. Çünkü farklı çevre şartlarına genotiplerin nasıl reaksiyon gösterebilecekleri iyi kavranabilirse mevcut hatlarda daha iyi ıslah imkanı da sağlanabilecektir. Kalıtsal karakterlerin tezahürleri fertlerin maruz kaldıkları çevrenin etkileri ile değişebilmektedir. Bazı karakterler diğerlerine nazaran çevre tarafından daha çok etkilenirler. Bir tavuk yılda 300 yumurta yumurtlayabilecek genlere sahip olabilir. Fakat böyle bir tavuk uygun şekilde yemlenmez, belirli barınak şartlarında tutulmaz ve yeterince hastalıklardan korunma önlemleri alınmazsa, yumurta verimini kontrol eden bu genler, etkilerini yeterli düzeyde gösteremeyecek ve beklenen verim düzeyine de ulaşılamayacaktır.
Kanatlı hayvanların dört ayaklı çiftlik hayvanlarına nazaran daha küçük, daha uysal oluşları, fazla sayıda hayvanın bir arada yetiştirilebilmesi, hızlı üremeleri ve daha az bir yerde yoğun üretim yapılabilmesi nedenleriyle genetiğin uygulanması konusunda diğer hayvanlara nazaran daha başarılı olunmaktadır. Nitekim tavukçulukta ticari hibrit ebeveynlerinin elde edilmesi ve üretimin yalnızca ticari hibritlerle yapılması bunun en iyi göstergesidir.
Bu bölümde bazı karakterlerin kalıtımı üzerinde durulacak ve bunlarla ilgili kısa, genel bilgiler verilecektir. Ancak bu konuların iyice anlaşılabilmesi için hücre tipleri (somatik hücreler, cinsiyet hücreleri), hücre bölünmesi, kromozomlar, kromozom tipleri, (otozomlar ve cinsiyet kromozomları) kromozom sayısı, kromozomlarda genlerin yerleşimi, DNA, döllenme, kromozom sayısının sabit tutulması, dominanslık, resesiflik, dominans yokluğu, genetik semboller, Mendel kalıtımının esasları ve Mendel kanunları, karşılıklı melezlemeler, cinsiyet belirlenmesi, fenotip, genotip, bir karakter çiftinin kalıtımı, geriye melezleme, F1, F2 generasyonları, cinsiyete bağlı kalıtım, genetik interaksiyonlar, letal genler gibi kalıtımla ilgili temel kavramlara kapsamın daha fazla artmaması için yer verilmemiştir.
Kantitatif Karakterlerin Katılımı

Kantitatif karakterlerin tezahürleri, gül ibik ya da balta ibik gibi kalitatif karakterlerde olduğu gibi dominanslık veya resesiflik şeklinde olmamaktadır. Örneğin tavuk başına yıllık yumurta verimi 100-350 (veya daha az) yumurta arasında değişmektedir. Yüksek verimli bir hat düşük verimli hat ile çiftleştirildiğinde döller iki ebeveyn hattın verimleri arasında bir performans gösterirler. Çünkü kantitatif karakterler birçok genin etkisiyle tezahür ederler ve basit genetik çaprazlamalarda arzu edilen herhangi bir özelliğin meydana getirilmesi mümkün olmaz. Kantitatif özellik gösteren bir karakterin ıslahında uygulanan en yaygın yöntem, en iyi hayvanların damızlığa ayrılması ve takip eden generasyonlarda seleksiyona devam edilmesidir. Ayrıca her karakterin ıslahı da aynı değildir. Bazı durumlarda, sonraki generasyonlarda çok büyük genetik ilerleme sağlanırken, bazen ilerleme çok düşük olabilir. Diğer bir genetik ıslah yöntemi, herbiri arzu edilen karakterler bakımından, çok yüksek homozigotluğa sahip, iki veya daha fazla, çok yakın akraba hattın çiftleştirilmesidir.
Kantitatif karekterlerin ebeveynlerden döllere nakledilme kabiliyeti kalıtım derecesi oranında gerçekleşir. Ancak kantitatif özellikteki her karakter, diğer kantitatif karakterlerle mukayese edildiğinde döllere nakledilme kabiliyetlerinin değişken olduğu görülür. İşte kantitatif karakterlerdeki üstünlüklerini ebeveynlerin döllerine geçirilebilme kabiliyetine Kalıtım Derecesi adı verilir. Kalıtım derecesi düşük olduğunda bir generasyonda sağlanan genetik ilerleme az olacaktır.
Kalıtım Derecesi

Tanımlandığı üzere kantitatif karakterlerde görülen üstünlüğün döllere geçirilebilme kabiliyeti veya derecesi kalıtım derecesi olarak bilinir. Kalıtım derecesi genellikle yüzde ile ifade edilir. Birçok genetikçi tarafından çeşitli karakterlerin kalıtım dereceleri hesaplanmıştır. Ancak kalıtım derecelerinin hesaplandığı sürüler ve bu sürülerin maruz kaldığı şartlar farklı olduğundan sonuçlar oldukça değişkendir.
Kalıtım derecesi ile % 100 lük değer arasındaki farklılık, sürü yönetimi ile ilişkilidir. Örneğin civcivlerde yaşama gücünde görülen farklılıkta genetik yapının etkisi %5’tir. Yaşama gücünün % 95 oranı ise sürü yönetimine bağlıdır. Genetik ve sürü yönetimi arasındaki bu ilişki yine Tablo 9.l’de görülmektedir.
Heterosis

Ekonomik yönden üzerinde durulan önemli özellikler, genellikle kantitatif niteliktedir. Dolayısıyla üzerinde durulan yumurta verimi ve yumurta ağırlığı gibi özelliklerin herbiri, birden fazla gen tarafından determine edilirler. Bu gibi özelliklerde saf yetiştirme yapıldığında, ancak hat içi seleksiyonla eklemeli gen etkilerinden yararlanılarak genetik ilerleme sağlanabilir. Çünkü; ebeveynlerin üstünlüğünün ancak kalıtım derecesi kadarı döllere geçebilmekte olup, onu da eklemeli gen etkileri belirlemektedir. Önemli özellikler, çok sayıda gen tarafından determine edildikleri için, arzu edilen genlerin tümü bakımından homozigot saf bir hat geliştirmek pratik olarak mümkün değildir. Diğer taraftan, saf yetiştirmenin yaşama gücü ve üreme gücünü olumsuz etkilediği de bilinen bir durumdur. İşte bu nedenle eklemeli genler bakımından uzun yıllar seleksiyona tabi tutulmuş (genel kombinasyon kabiliyeti yükseltilmiş) hatlardan, melezlendiklerinde daha yüksek performans gösterenlerin, birbirleri ile özel kombinasyon kabiliyetine sahip olduğu kabul edilir. Baba ve ana hatları olarak seçilen bu hatlar melezlenerek hibrit yetiştiriciliği yapılır. Genellikle baba ve ana hatlarında farklı öze göre seleksiyon uygulandığından, baba ve ana hatlarında farklı farklı genler homozigotlaşacaktır. Melezleme yapıldığında verimi etkileyen eklemeli olamayan gen etkileri (Dominans, üstün dominans ve epistasi) de daha büyük ölçüde ortaya çıktığı için melez azmanlığı (heterosis) görülecektir.
Melez döller saflardan, yaşama gücü, yumurta verimi, yumurta ağırlığı ve üniformite gibi özellikler yönünden daha üstün olduklarından, ticari üretimde daima bu şekilde üretilmiş hibritlerden yararlanılmaktadır.
Karakterler Arasında Negatif Korelasyon

Belirli kantitatif karakterler arasında pozitif korelasyon olduğunda, ıslah sırasında bu karakterler bakımından aynı anda genetik ilerleme sağlanabilecektir. Örneğin bir hatta yaşama gücünü ıslah etmek için seleksiyon yapılırken, aynı zamanda yumurta verimi de artacaktır. Ancak birçok kantitatif karakter arasında negatif korelasyon bulunmaktadır. Örneğin bir hatta, canlı ağırlığı artırmak için seleksiyon yapıldığında, yumurta veriminde azalma görülecektir.
Verim İndeksi

Eldeki sürülerin performanslarının belirlenmesi ve damızlıkların seçiminde, üzerinde durulan verim özellikleri dikkate alınarak ve her özelliğe ekonomik önemi göz önüne alınarak bir katsayı verilmesi suretiyle hesaplanan verim indeksleri kullanılabilir. Örneğin yumurta verimi, yumurta ağırlığı, canlı ağırlık ve cinsi olgunluk yaşı gibi özellikleri üzerinde durulan bir sürüde indeks denklemi aşağıdaki gibi oluşturulabilir.
Vİ (Y.V - Y.V..Ort) x kyv + (Y.A - Y.A..Ort) x kYA + (C.A - C.A..Ort) x kCA + (C.O.Y. C.O.Y..Ort) X kCOY
Y.V. Yumurta verimi
Y.V.Ort Yumurta verimi ortalaması
YA Yumurta ağırlığı
Y.A.Ort Yumurta ağırlığı ortalaması
C.A. Canlı ağırlık
C.A.Ort. Canlı ağırlık ortalaması
C.O.Y. Cinsi olgunluk yaşı
C.O.Y.Ort. Cinsi olgunluk yaşı ortalaması
kyv , kYA , kCA ve kCOY ise bu özelliklerin her birine verilecek ağırlıkları belirten ve özelliğin ekonomik önemine göre hesaplanan katsayılardır. Bu şekilde oluşturulan indeks denklemi ile bütün hayvanlar için bir değer hesaplanır ve en yüksek değeri alan gerekli sayıdaki birey damızlığa ayrılır.
Ekonomik Karakterlerin Katılımı

Deri ve Bacak Renginin Katılımı

Tavuklarda deri ve bacakların rengi, derinin epidermis ve dermis tabakalarındaki pigmentlerin kombinasyonuna bağlıdır. Deri tabakalarında bulunan ve siyah rengi meydana getiren melanin pigmenti ile sarı rengi meydana getiren ksantofil pigmentlerinin farklı kombinasyonları; sarı, siyah, siyahın değişen tonları, mavimsi yeşil ve beyaz renklerin oluşumunu Sağlar. Deri rengi genotipik yapıya bağlıdır. Standart tavuk ırklarında deri rengi ırk özelliğidir. Deri rengi genotip tarafından belirlenmekte ise de renk intensitesi rasyonun ksantofil kapsamı ile etkilenebilmektedir.
Beyaz deri rengi “W” dominant geni, sarı deri rengi ise bunun resesif alleli olan “w” ile (homozigot halde) belirlenmektedir. Deri ve bacak rengi, WW ile Ww genotipli hayvanlarda beyaz, ww genotipli hayvanlarda sarı olmaktadır. ww genotipli hayvanlar ksantofil ihtiva etmeyen yemlerle beslenirse deri ve bacak rengi değişmemektedir. Bazı ülkelerde beyaz derili broylerler, bazı ülkelerde ise sarı denli broylerler tercih edildiğinden etlik piliçlerde deri rengi önem taşımaktadır. Beyaz deri rengi sarı deri rengine dominant olduğundan ve dolayısıyla döller beyaz denli olacağından, beyaz denli özel et tipi erkekler (baba hatlar) sarı denli et tipi dişilerle çiftleştirilerek broyler üretimi bugün yaygın olarak kullanılmaktadır.
Tüy Renginin Katılımı

Beyaz veya açık renkli tüyler etlik piliç yetiştiriciliğinde koyu renkli olanlara tercih edilir. Çünkü bu tüylerin temizlenmesi veya temiz ve kaliteli karkas elde edilmesi bakımından, koyu tüy renkli hayvanlara nazaran daha kolaydır. Renkli tüylü broilenlerde renkli dip tüyleri karkastan kolayca temizlenemez. Bu da karkasın kalitesinde düşmeye yol açar. Bu nedenle broiler üretiminde Beyaz Plymouth Rock ve özellikle bu amaçla geliştirilmiş dominant beyaz olan et yönlü baba hatların kullanılması tercih edilir.
Dominant Beyaz Tüy Rengi: Et yönlü baba hatları çoğunlukla dominant beyaz tüy rengine sahiptirler. Bu erkekler renkli tüylü dişilerle çiftleştirildiğinde döller beyaz veya beyaza yakın olmaktadır. Bu durum, tüylerde rengin meydana gelmesini önleyen ve otozom kromozomlarda bulunan bir gen tarafından ortaya çıkartılmaktadır. Beyaz Leghorn’lar, beyaz tüy renginin bu genle ortaya çıkarıldığı tek saf ırk olarak bilinmektedir. Gerçekten de Beyaz Leghorn’lar, renkli tüylü oluşu belirleyen genlerin tezahürlerine engel olan önleyici genlere sahiptirler ve bu inhibitör genlerin etkisiyle tüy rengi beyaz olmaktadır. Bugün kullanılan dominant beyaz et yönlü erkek hatların çoğundaki bu önleyici (inhibitör) gen, Beyaz Leghorn’lardan gelmektedir.
Bu renk önleyici gen dominanttır ve 1 ile gösterilir. Bu genin resesif alleli ise homozigot durumda renkli tüylülüğü meydana getirir ve 1 ile gösterilir. 1 geni aynı zamanda kısmen kalitatif eksik dominant olarak kabul edilmektedir. Bu dominant gen bakımından homozigot Il fertlerde renkli tüylülük tamamen önlendiği halde, heterezigot fertlerde her zaman böyle olmamaktadır.
Önleyici gen bakımından homozigot ve aynı zamanda renk genini de taşıyan dominant beyaz bir erkek llCC), renkli tüylü bir dişi (iiCC) ile çiftleştirildiğinde bütün döller (liCC) genotipli olacaktır. Bu genotipli döller ise beyaz veya beyaza yakın tüy rengine sahip olurlar. Dominant beyaz erkek hatta seleksiyona devam edilirse renkli döller bir ölçüde elemine edilebilecektir. Yukarıda tanımlanan çiftleştirme şekli, dominant beyaz et yönlü bir erkek hat, renkli tüylü bir dişi hat!a çiftleştirildiğinde elde edilecek etçi döllerin fenotiplerinin ne olacağını göstermektedir. Ancak bugün etlik piliç üretiminde kullanılan beyaz dişi hatlar da mevcuttur.
Resesif Beyaz Tüy Rengi: Bugün etçi civciv elde edilmesinde ana hattı olarak büyük ölçüde Beyaz Plymouth Rock ırkı kullanılmaktadır. Bu hayvanlar genetik yapı itibariyle resesif beyaz olarak bilinirler ve bu hatlarda önleyici gen (1) ve renkli tüy geninin (C) herikisi de bulunmamaktadır. Bu fertlerin genotipi, bu karakter bakımından iicc şeklinde gösterilebilir. Bu özellikteki hayvanlar “iicc, dominant beyaz bir erkekle (11CC) çiftleştirildiklerinde elde edilecek broyler civciv döller ‘liCC genotipli, diğer bir ifadeyle her iki karakter bakımından heterozigot genotipli olacaklardır. Genel olarak bu döller beyaz ise de, heterezigot olmaları ve diğer genetik faktörlerin interaksiyonu nedeniyle üst tüylerde siyah veya kahverengi tüyler görülebilecektir.
Bazı dominant beyaz baba hatlarında renkli tüylülük geni (C) sürekli seleksiyonla elemine edilmiştir. Dolayısıyla “C” geninin elemine edildiği bu hatlarda genotip 11cc dir. Bu 11cc genotipli dominant beyaz baba hatları, resesif beyaz genotipli dişilerle çiftleştirildiğinde bütün döller beyaz olacak ve renkli tüy ortaya çıkmayacaktır.
Yumurta Veriminin Katılımı

Yumurta veriminin kalıtımı genetik mekanizma itibariyle karmaşık bir durum gösterir. Çünkü belirli bir zamanda yumurtlanacak yumurta miktarı, çeşitli karakterlerin biraraya gelmesiyle ortaya çıkmaktadır. Yumurta verimiyle ilişkili bu faktörlerin önemlileri aşağıda incelenmiştir.
Cinsi Olgunluk Yaşı: Hayvanların cinsi olgunluk dönemine erken girmeleri ile yumurta verim dönemi daha uzun olacaktır. Ancak erken verim dönemine giren hayvanların yaşlı hayvanlara nazaran daha küçük yumurta yumurtlamaları bir dezavantajdır. Bu amaçla sürünün erken yaşta yumurta verim dönemine girmesi yem ve aydınlatma kontrolü ile önlenebilir.
Yumurtlama Hızı: Bu karakter, tavuğun gün olarak ara vermeden yumurtlayabilme kabiliyetini göstermektedir. Yumurtlama hızı, belirli bir dönemde yumurtlanan yumurta miktarı (sayısı) olarak da tanımlanır. Tavuklar belli bir müddet ara vermeden her gün yumurta yumurtlarlar. Sonra bir gün ara verirler. Bu yumurtlama dönemi bir gruptur (klaç). Yumurtlama hızının kalıtım derecesi yaklaşık %10’dur. Bir tavuğun yumurtlama hızı %80 ise, bu tavuğun her 5 günde 4 gün arka arkaya yumurtladığı ve 1 gün de yumurtlamaya ara verdiği anlaşılır. Bazı tavukların hiç ara vermeden arka arkaya 200 gün yumurtladıkları bilinmektedir. Ancak bir sürüde veya kümeste yumurta verim hızı %7 dendiğinde, o günde kümeste bulunan hayvanların %70mm yumurta yumurtladığı anlaşılır.
Yumurtlama Devamlılığı: Devamlılık, yumurta verimi ile ilgili önemli bir genetik faktördür. Tavukların tüy dökümüne girmeden önce daha uzun bir verim dönemine sahip olmaları, bunların yüksek verimli veya iyi yumurtacı olduğunu göstermektedir. Bugün yumurta tavukçuluğunda karlılık için tüy dökümü öncesi 13-14 aylık bir yumurta verim dönemi uzunluğunun olması, esas kabul edilmektedir.
Yemden Yararlanma: Yumurta yönlü işletmelerde gelirin çoğu yemeklik veya damızlık yumurta satışlarından gelmektedir. Böylece daha yüksek yumurta verimi, düzine yumurta başına daha düşük yem ve daha düşük toplam gideri göstermektedir.
Yumurta Ağırlığı: Yumurta ağırlığı, kalıtım derecesi yüksek olan bir özelliktir. Bu nedenle herhangi bir hatta yumurta ağırlığının artırılması genetikçiler için oldukça kolaydır.
Yumurta Kalitesi: Yumurta kalitesi dendiğinde kabuk kalitesi ile yumurta iç kalitesi anlaşılır. Et yönlü hatlarda yumurta kalitesi fazla önemli olmamakla beraber, yumurta yönlü hatlarda ve damızlık sürülerde önemli bir özelliktir. Yumurta kabuk kalitesinin önemli bir göstergesi olan kabuk kalınlığının kalıtım derecesi düşüktür. Kabuk kalınlığı daha ziyade stres, hastalıklar, yem gibi çevre ve sürü yönetimiyle ilgili faktörlerden etkilenir. Yumurta iç kalitesiyle ilgili bir özellik olan ak kalitesinin kalıtım derecesi yaklaşık %25’tir. Kan lekelerinin kalıtım derecesi ise çok düşüktür. Bu faktörler, daha ziyade çevre ve sürü yönetimine önem vermekle iyileştirilebilir.
Kuluçka Randımanı: Kuluçka randımanının kalıtım derecesi yaklaşık %12’dir. Damızlıkçıların ıslahta, kuluçka randımanını düşüren letal genleri, çok büyük, çok küçük yumurtalar ve düşük kabuk kalitesini dikkate almaları gerekir.
Duraklama: Gruplar arasında 2-3 günden fazla duraklamalar veya yumurtlamaya ara verme, toplam yumurta verimini etkileyen önemli bir durumdur. Böyle uzun aralar genellikle streslerle ortaya çıkmaktadır.
Gurkluk: Gurkluk, çoğu hatta azaltılmış veya elemine edilmiş ise de özellikle et yönlü ve kahverengi yumurtacı hatlarda halen yumurta verimini etkileyen bir faktör olarak dikkate alınmaktadır. Gurkluk döneminde hayvanlar normal olarak yumurta yumurtlamazlar ve bu, önemli bir kayıp olmaktadır. Gurkluğun tamamlayıcı gen etkisiyle belirlendiğine dair bulgular vardır. Yumurta veriminin kalıtım derecesi %15 gibi düşük bir değer gösterir. Diğer bir ifadeyle bir tavuğun yumurta veriminin % 85’i çevre ve sürü yönetimiyle ilgilidir. Bu durum ise sürüde uygun bir çevre sağlamanın önemini göstermektedir.
Vücut Özelliklerinin Katılımı

Canlı Ağırlık: Etlik piliçlerde canlı ağırlık 7 haftalık yaşta ebeveynlerin canlı ağırlığı ile ilişkilidir ve %45 gibi yüksek bir kalıtım derecesine sahiptir. Böyle yüksek kalıtım derecesi çok az kantitatif karakterde görülebilir. %45 kalıtım derecesi, gelişme veya canlı ağırlık artışında görülen farklılığın %45’inin genetik yapı ile ilişkili olduğunu ifade eder. Ancak bu durumdan %55 kadar da çevre ve sürü yönetimi sorumludur.
Seleksiyon İntensitesi: Seleksiyon intensitesi terimi, mevcut bir sürü içerisinden, gelecek generasyonun döllerini elde etmek amacıyla damızlık olarak ayrılan veya seçilen hayvanların yüzdesini ifade etmektedir. Tabii ki damızlık olarak ayrılan hayvanlar, döllerde geliştirilmesi istenilen karakterler bakımından en iyi hayvanlar olacaktır. Seleksiyon intensitesi yüzde olarak ifade edilir. Daha düşük yüzde, daha yüksek seleksiyon intensitesini göstermektedir.
Vücut Konformasyonu: Vücut konformasyonu hindilerde ve etlik piliçlerde önemlidir. Konformasyon vücut bölgelerinin uyum ve dengesi olarak görülebileceği gibi genel görünüm ile de ifade edilmektedir. Etlik piliçlerle karşılaştırıldığında hindiler daha yüksek canlı ağırlıktadırlar ve genellikle bütün olarak pazarlandıkları için konformasyon daha fazla önem taşır.
Yaşama Gücü: Yaşama gücü, büyük ölçüde yemleme ve sürü yönetimi ile ilgilidir. Hastalıklara karşı daha dayanıklı ve daha yüksek yaşama gücü gösteren hatların elde edilmesi ile ilgili genetik çalışmalar devam etmektedir.
Cinsiyete Bağlı Cücelik

Tavukçulukta cücelik önemli bir özellik olup cüce ticari ve damızlık hatların, normal tavuklara göre avantaj ve dezavantajları vardır. Tavuklarda değişik cücelik tipleri varsa da cinsiyete bağlı cücelik tipi en yaygın olanıdır. Bu cücelik cinsiyete bağlı resesif bir gen (dw) tarafından meydana getirilmektedir. Normal büyüklükteki hayvanlar ise cinsiyete bağlı dominant geni (Dw) taşımaktadırlar.
Cüce Ticari Yumurtacılar: Cüceliğin ekonomik önemi ticari dişilerle ilgilidir. Bu karakter cinsiyete bağlı bir kalıtım yolu izlemekle beraber, yumurtacı bir hattın elde edilebilmesi için pratik bir uygulama imkanı da vardır:
EbeveynlerDöllerErkek
Cüce (dw dw)Dişi
Normal (dw-)Erkek
Normal (dw dw)Dişi
Cüce (dw-)
Bu yöntem kullanılarak cüce bir erkek hattın geliştirilmesi mümkün olmaktadır. Bu çiftleştirmede baba hattı olarak dominant Dw genini taşıyan normal büyüklükteki bir dişi hat kullanılabilir. Bu çiftleştirmeden elde edilecek döllerde dişiler cüce, erkekler normal olacaktır. Elde edilen bu döllerden dişiler üretime alınırken erkekler imha edilecektir.
Cüce Etlik Piliç Ebeveynleri: Kuluçkalık yumurta maliyetinin daha düşük olması bakımından cüce etçi dişi hatların ekonomik yönden avantajları vardır. Yukarıda cüce ticari yumurtacıların elde edilmesinde gösterilen çiftleştirme yöntemi etçi damızlık dişi ebeveynlerin elde edilmesi için de kullanılabilir. Daha sonra ticari broyler civcivlerin elde edilebilmesi için bu dişi hat normal erkeklerle çiftleştirilir.
EbeveynlerDöllerErkek
Normal (dw dw)Dişi
Cüce (dw-)Erkek
Normal (dw dw)Dişi
normal (dw-)
Kan Grupları

Kanatlılarda kan grupları, özellikle pedigri hatalarının belirlenmesinde kullanılmaktadır. Tavuklarda 12 farklı alyuvar kan grubu belirlenmiştir. Aynı zamanda hayvanların alyuvarları ve diğer biyokimyasal varyantlar da hayvanların ekonomik verimliliğinin değerlendirilmesinde yararlı tekniklerdir. Örneğin yüksek yumurta verimi ve daha düşük ergin ölüm oranı gösteren hatların geliştirilmesinde, kan grubu genotiplerinden yararlanma çalışmaları mevcuttur.
Letal Genler

Letal genler, kuluçkadan çıkış öncesi, çıkışta veya daha sonraki dönemde ölümle sonuçlanan anormalliklerdir. Tavuklarda 30 dan fazla letal gen belirlenmiştir. Ancak bu genlere ender rastlanır.
Çıplak Boyunluluk

Çıplak boyunluluk (Naked neck) geni vücudun belli tüylenme bölgelerindeki, özellikle boyun ve göğüsteki folikül sayısını etkileyerek derideki apteria bölgesinin genişlemesine yol açmaktadır. Bu genin tüy uzunluğu veya kalınlığı üzerine etkisi olmadığı gibi tüy gelişme hızını da değiştirmemektedir. Bu geni taşıyan tavuklar yüksek sıcaklık stresine daha fazla dayanmakta, yüksek sıcaklık derecesinde normal tavuklara göre daha düşük vücut sıcaklığı göstermektedir. Özellikle sıcak iklim kuşağındaki bölgelerde broyler üretiminde konu son yıllarda önem kazanmaya başlamış, bu geni taşıyan etlik piliç ebeveynleri ve hibritler üretilmeye başlanmıştır.
Yetiştirme Sistemleri

Bugüne kadar çeşitli yetiştirme sistemleri kullanılmıştır. Fakat günümüzde, çeşitli yetiştirme sistemleri arasında hibrit yetiştiriciliği tamamen hakim olmuştur. Bu yetiştirme sistemleri burada kısaca incelenecektir.
Standart Irk ve Varyeteler

Bu, diğer çiftlik hayvanlarında da uygulanan saf yetiştirmeye benzemektedir. Bu sistem,
  • Aynı ırk veya varyetenin seçilen fertlerinin çiftleştirmesidir,
  • Ebeveynlerin, kardeş veya döllere ait bazı performans ölçümlerine göre bireysel çiftleştirmeye dayanan yetiştirme şeklidir. Böylece sürüde bir iyileştirme yapma imkanı elde edilir.
Saf Irklar

Bugün ticari amaçlı üretimlerde kullanılan saf hatlar, yukarıda tanımlanan standart saf ırklarla yapılan yetiştirmeye göre çok saf değildirler. Bir saf hat genellikle geliştiren kişinin adıyla veya kod ismiyle bilinir. Saf hatlar bir sürünün kapatılarak generasyonlar boyunca en iyi hayvanların seçilip yetiştirmede kullanılması ve yakın akrabalı yetiştirilmesi ile oluşturulur. Genel olarak saf hatlar ticari üretim amacıyla satılmazlar. Bu hatlar yaygın olarak ticari civcivlerin elde edilmesinde ebeveyn hatları olarak veya bu hatların elde edilmesinde kullanılırlar.
Hat Melezleri

Bunlar, aynı ırk içerisinden elde edilen iki veya daha fazla hattın çiftleştirilmesi ile elde edilirler. Saf hatlar genellikle sentetik populasyonlardan oluşturulur. Bu populasyonlar ise genellikle pek çok ırkın melezlenmesiyle oluşturulur. Bu nedenle aynı ırktan iki yada daha çok hattın çiftleştirilmesi mecburi değildir, farklı ırktan da olabilir. İki akraba hattın çiftleştirilmesinden hibrit döller elde edilebilir. Bu nedenle bu yetiştirme yönteminin diğer saf yetiştirme yöntemlerine göre avantajları vardır. Bugün ticari yumurta üretiminde kullanılan hatların çoğu Leghorn hat melezleridir.
Irk Melezleri

Bu yöntem, döllerin performansı esas alınarak istenen özelliklerin kombine olabileceği farklı ırk veya varyeteler arasında çiftleştirmelerin yapılmasına dayanır. Bu şekilde ırk melezlemesinden yumurta veya et yönlü hibrit elde edilebilmektedir.
Akrabalı Yetiştirme

Akrabalı yetiştirme, yakın akraba olan fertlerin generasyonlar boyunca çiftleştirilmesi şeklinde tanımlanabilir. Tavuk ıslahında bu uygulamalar 1940- 1945 yıllarına rastlamaktadır. Önce akraba hatların geliştirilmesi, sonra da hibrit elde etmek üzere bu hatların çiftleştirilmesi işlemi, hibrit mısırın elde edilmesine benzer temellere dayanmaktadır. Tavukçulukta bu akraba hatların çiftleştirilmesi ile yüksek yumurta verimli ya da yüksek büyüme hızlı ve yüksek yaşama gücü gösteren hibritler elde edilmektedir. Akrabalı yetiştirme ile hibrit elde edilmesi şu aşamalarla gerçekleşir:
  • Yakın akrabalı yetiştirme ile akraba hatların elde edilmesi
  • Kombinasyonların performans karşılaştırılmaları ile hatların seçimi
  • Tespit edilen yeni ticari varyete ile yeterli ve uygun saha testleri yapıldıktan sonra bu yeni varyetenin, mevcut ticari varyetenin yerini alıp alamayacağına karar verilir.
Tek Taraflı Seleksiyon

İngilizcesi Recurrent selection olan bu yöntemde, özel kombinasyon kabiliyeti geliştirilmesi planlanan bir hat, bir kontrol hattı ile sürekli olarak çiftleştirilir. Yapılan performans testlerine göre en iyi sonucu veren erkek ve dişiler ebeveyn olarak kendi aralarında çiftleştirilirler.
Kontrol populasyonu ileri derecede akrabalı yetiştirilmiş bir hat olabildiği gibi, melez bir hat da olabilir. Kontrol hattında herhangi bir seleksiyon yapılmaz.
Örneğin, özel kombinasyon kabiliyetinin geliştirilmesi düşünülen (A hattından alınan belirli sayıdaki tavuk ile buna uygun miktarda kontrol hattından alınan horozlar çiftleştirilir. Bu çiftleştirmelerden elde edilen döller yalnız analarına göre işaretlenirler. Bütün melez döllerde ıslahına çalışılan karakterle ilgili kayıtlar tutulur. A populasyonuna ait babalarla analar, üzerinde durulan karekter bakımından kontrol populasyonu ile verdikleri döllerin ortalamalarına göre sıralanırlar. En yüksek değerdeki horozlarla yeterli sayıda tavuk seçilerek bir sonraki generasyonu (A oluşturmak üzere çiftleştirilirler. Bu uygulamaya üzerinde durulan karekter yönünden melez döllerde arzu edilen seviyeye ulaşıncaya kadar devam edilir. Bu genelde 3-5 generasyonda sağlanabilir. 5. generasyonda istenilen seviyeye ulaşılamamışsa bu işlemden vazgeçilir.
Karşılıklı Seleksiyon

Ticari hibrit elde edilmesinde kullanılan diğer bir yöntem “Reciprocal recurrent selection” olarak bilinen, karşılıklı seleksiyondur. Tek taraflı seleksiyonda olduğu gibi karşılıklı seleksiyonda da kullanılacak ebeveyn hatların elde edilmesi için ebeveyn olarak seçilecek fertler, başka hatlarla yapılacak çiftleştirmelerden elde edilecek döllerin performanslarına göre belirlenir. Ancak bu yöntemin tek taraflı seleksiyondan önemli bir farkı, seleksiyonun her iki hatta da yapılmasıdır.
Çiftleştirme Sistemleri

Sürü çiftleştirmesi ve grup çiftleştirmesi şeklinde yaygın olarak kullanılan iki çiftleştirme yöntemi vardır. Bunlar ve diğer yöntemler aşağıda kısaca incelenmiştir:
Sürü (Serbest) Çiftleştirmesi

Sürü çiftleştirmesi veya serbest çiftleşme, belirli sayıdaki erkeğe sürüdeki bütün tavuklarla serbest çiftleşme imkanı verilmesi şeklinde tanımlanabilir. Serbest çiftleşme, grup çiftleştirmesine nazaran daha iyi döllülük vermektedir. Bir horoz başına düşen tavuk sayısı, hayvanların yaşı ve büyüklüğüne göre değişebilir. Leghorn gibi hafif ırklarda bir erkek için 15-20 tavuk hesaplanabilir.
Bu sayı, kombine verim yönlü ırklarda 10-15 ve ağır ırklarda ise 8-10 tavuk kadardır. Yaş da önemli bir faktördür. Genç erkekler, yaşlılara nazaran daha aktiftirler ve 3 yaşını aşan erkekler damızlık olarak tatmin edici sonuç vermezler. Genç erkekleri yaşlı tavuklarla ve daha yaşlı erkekleri de genç tavuklarla çiftleştirerek döllülük iyileştirilebilir.
Grup (Kontrollü) Çiftleştirmesi

Bu çiftleştirme yönteminde bir grup veya bölmedeki tavuklar sadece bir horozla çiftleştirilirler. Tavuklar için kapanlı folluk kullanılması ve yumurtlanan yumurtaların hayvanların ayak veya kanat numaralarına göre kaydedilmesi, bu çiftleştirme sistemi ile kuluçkadan çıkan civcivlerin ebeveynlerinin bilinmesi mümkün kılmaktadır. Bu çiftleştirme şeklinde horoz başına tavuk sayısı serbest çiftleşmede belirtilen sayı kadardır.
Tabii çiftleşme kapsamında fakat yukarıda tanımlanan yöntemlerden farklı olarak uygulanan bir çiftleşme şekli daha vardır. Dört ayaklı çiftlik hayvanlarında elle çiftleştirme olarak bilinen bu yöntemde dişiler, ayrı bir bölmede tutulan bir erkekle çiftleştirilir. Diğer iki sisteme nazaran bu uygulamada bir erkekle daha fazla dişinin çiftleşebilme imkanı vardır. Ancak bu yöntem daha fazla işgücüne ihtiyaç duymaktadır. Çünkü döllülüğün yüksek olabilmesi için, en az haftada bir kere çiftleştirme işleminin yapılması gerekmektedir.
Çiftleştirme yöntemlerinde horoz testlerinin daha sağlıklı yapılmasını sağlayan alternatif yöntem yapay tohumlamadır. Yapay tohumlama, özellikle döllülüğün daha düşük olduğu hindilerde daha çok uygulanmaktadır. Aynı zamanda damızlık tavuklarda da kullanılır.
Seleksiyon Sistemleri
Bireysel Selekesiyon

Bu seleksiyon yönteminde fertler fenotiplerine veya dış görünüşlerine göre seçilirler. Herhangi bir özellik bakımından, örneğin yıllık yumurta veriminin 150-160 gibi ortalama bir değerin oldukça aşağısında olduğu bir sürüde yararlı olabilir. Ancak verimin yüksek olduğu bir sürüde bu yöntemle ilerleme sağlanamamaktadır. Ayrıca tek bir cinsiyette görülen özellikler bakımından da bu yöntem kullanılamamaktadır.
Pedigriye Göre Seleksiyon

Verim kayıtları bulunmadığı zaman veya fenotipik olarak belirlenemeyen karakterler bakımından erkek damızlıkların seçiminde kullanılabilen bir yöntemdir. Örneğin, dişi ebeveynleri çok farklı (175 ve 250 yumurta gibi) yumurta verimlerine sahip olan erkeklerin damızlık olarak seçiminde bu yöntem önemli ve değerlidir. Ancak tavukçulukta döllerin verimleri çok kısa zamanda belirlenebildiğinden bu yöntemin fazla bir yararı yoktur.
Familya Seleksiyonu

Bu yöntemde damızlık bir familyaya ait fertlerin ve özellikle kardeşlerin performansları esas alınır. Bu yöntemde yıllık 250 yumurta yumurtlayan ve 10 kız kardeşinin yumurta verimi 240-270 arasında değişen bir tavuğun erkek dölleri, yıllık 290 yumurta yumurtlayan ve 10 kız kardeşinin yumurta verimi 180- 240 arasında değişen bir tavuğun erkek döllerine nazaran (dişi döllerine yüksek yumurta verimi ile ilgili genleri nakletmesi bakımından) tercih edilecektir.
Kan Gruplarına Göre Seleksiyon

İnsanlarda olduğu gibi kanatlılarda da belirli kan gruplarını belirleyen genler bulunmaktadır. Tavuklarda bugün 12 kan grubu belirlenmiştir. Her kan grubu, bir allel dizisini (multiple allel) oluşturan alleller tarafından belirlenmektedir. Şu anda kanatlı hayvan ıslahında kan grubu sistemlerinden yararlanılması kolay ve hızlı bir yöntem değildir. Ancak yeni teknikler ve gelişmelerle ileride mümkün olabilecektir. Yine de ebeveynlerin belirlenerek pedigri hatalarının düzeltilmesi ve diğer bazı uygulama alanları bugün için de geçerlidir.
Kombine Seleksiyon

Familyalara veya gruplara ayrılmış hayvanların bireysel verimleri de dikkate alındığı zaman en yüksek verimli familyalar içerisinde en yüksek verimli olan tavuk ve horozların seçim imkanı ortaya çıkmaktadır. Bu şekilde uygulanan seleksiyon yöntemi kombine seleksiyon olarak adlandırılmaktadır.
Günlük Civcivlerde Cinsiyet Ayrımı

Günlük civcivlerde cinsiyet ayırımının tavukçulukta damızlıklarda ve ticari yönden büyük önemi bulunmaktadır. Günlük civcivlerde cinsiyet ayrımında kullanılan yöntemler şu şekildedir:
Kanat Tüylerine Göre Cinsiyet Ayrımı

Tavuklarda yavaş tüylenme kalitatif özellikte cinsiyete bağlı dominant bir gen (K) ile meydana getirilmektedir. Bu genin resesif alleli (k) ise hızlı (erken) tüylenmeyi meydana getirir. Erken tüylenme gösteren bir erkek (kk) yavaş tüylenme gösteren bir dişi (K-) ile çiftleştirildiğinde cinsiyete bağlı ve çapraz kalıtım sonucu elde edilecek döllerde erkekler (Kk) yavaş tüylenme, dişiler (k-) ise erken tüylenme göstereceklerdir.
Kuluçkadan çıkan civcivlerden erken tüylenme gösteren dişilerde (k-) primer kanat tüyleri, yavaş tüylenme gösteren erkeklerin primer kanat tüylerine nazaran daha uzundur. Örtü tüyleri ise primerlerden daima daha kısa olmaktadır. Yavaş tüylenme gösteren erkeklerde ise kuluçkadan çıkışta primer kanat tüyleri kısadır. Örtü tüyleri de ya primerler kadar veya daha uzun olacaktır. Bu özellikten faydalanılarak kuluçkahanelerde kuluçkadan çıkan civcivlerde hızlı bir şekilde cinsiyet ayırımı yapılabilmektedir. Ancak yukarıda tanımlanan çiftleştirmenin çaprazı yapılırsa bu özellikten yararlanarak döllerde cinsiyet ayırımı yapılamayacaktır.
Tüy Rengine Göre Cinsiyet Ayrımı

Tavuklarda gümüşi renk geni (S) altın renk genine (s) dominanttır. Keza bu karakter cinsiyete bağlı ve çapraz kalıtım yolu izlemektedir. Bu özellikten yararlanılarak günlük civcivlerde cinsiyet ayırımının yapılması mümkün olabilmekte ve özellikle ticari bakımdan büyük ekonomik önemi olan bir uygulama olarak bilinmektedir.
Altın renk genini taşıyan bir erkek (ss), gümüşi renk genini taşıyan bir dişi (S-) ile çiftleştirildiğinde elde edilecek döllerde dişiler (s-) altın renkli, erkekler (Ss) ise gümüşi renkli olacaklardır. Bu Özelliğe göre günlük yaştaki civcivlerde kolayca cinsiyet ayırımı yapılabilmektedir. Etlik piliç hatlarında da aynı kalıtım esasından yararlanılabilmektedir. Altın renk genini taşıyan bir erkek hat ile gümüşi renk genini taşıyan resesif beyaz bir dişi hattın çiftleştirilmesinden elde edilecek dişi civcivler kahverengi veya altın renkli, erkek civcivler de açık sarı veya beyaz renkli olacaklardır.
Ayak Rengine Göre Cinsiyet Ayrımı

Deri ve bacaklarda melanin pigmentinin oluşumuna engel olan ld geni, melanin pigmentinin oluşmasına imkan veren id genine dominanttır. Bu gen çifti cinsiyete bağlı bir kalıtım esası gösterir. Buna göre Id -‘ veya ‘Id id genotipli fertlerde bacak açık renkli olurken id id veya id - genotipli fertlerde bacak koyu renkli olacaktır. Bu amaçla koyu renkli bacaklı erkeklerle açık renkli bacaklı dişiler çiftleştirildiğinde erkekler açık renkli bacaklı olurken dişiler koyu renkli bacaklı olacaklardır. Ayak rengine göre yapılan cinsiyet ayırımında başarı yüksek olmadığından bu yöntem fazla kullanılmamaktadır
Yukarıda tanımlanan üç yöntem de çapraz kalıtım esasına dayanmaktadır. Aşağıda ise bu kalıtım dışında iki yöntem daha verilmiştir.
Doğal Otoseks

Kanatlılarda erkekler homogametik (XX), dişiler ise heterogametik (XY) olduğundan çubukluluk genini taşıyan bir ırk içerisinde yapılan çiftleştirmelerle civcivlerde cinsiyet ayırımı yapılabilmektedir. Çubukluluk genini taşıyan Çubuklu Plymouth Rock ırkı, doğal otoseks olarak bilinen bu yönteme örnek olarak verilebilir. Çubukluluk dominant bir gen (B) ile belirlenmektedir. Bu gen cinsiyete bağlı olduğundan erkekler BB, dişiler ise B- genotipli olacaklardır. BB genotipli fertlerde (erkeklerde) çubuklar arası dişilere nazaran daha geniş olduğundan daha açık renkli görünmektedirler. Keza böyle bir çiftleştirmeden elde edilecek erkek civcivlerin başlarında dişi civcivlerinkine nazaran daha büyük bir beyaz leke görülecektir. Bu özellikten yararlanılarak günlük civcivlerde cinsiyet ayırımı mümkün olmaktadır.

Japon Yöntemi İle Cinsiyet Ayrımı
Yüksek ışık kaynağı altında civcivlerin gerisine bakılarak yapılan cinsiyet ayırım yöntemidir. Yetişmiş personele ihtiyaç duyar ve kullanılan işgücü önemli bir faktördür. Günlük civcivler karanlık bir odada 200-250 voltluk bir ışık altında gerilerine bakılarak incelenir. Kloakın karın bölgesine bastırılarak dışa çıkarılması ile erkek civcivlerde toplu iğne başı kadar bir penis çıkıntısı görülebilir. İyi yetişmiş bir seksör %96-98 isabetle civcivleri saatte 800-1200 adet ayırabilir.
Günlük civcivlerde cinsiyet ayrımında kullanılan diğer bir yöntem seksaskop adı verilen aletin kullanılmasıdır. Kloaka giren bir borunun yüksek ışık kaynağı ile aydınlatılarak cinsiyet organlarının ayrılması esasına dayanır. Japon yöntem ine göre daha kolay olmakla birlikte aletin kloaka girmesi ile daha fazla stres ve zayiat olmaktadır.